İnsan hayatında bazen sürprizler yasar, bense en güzellerinden birini yasamaktaydım. Hiç aklımda yokken (yani planlamamışken) ve imkân dâhilinde görünmezken birden, umre programı yapıldı hem de içinde ben. Yani, rabbimden gelen çok güzel bir sürprizle ben Medine`ye geldim.
Medine’deyim!
Hüzünler ülkesi,
Ensar diyarı.
Muhacirlerin sığınağı,
Evleri küçük gönülleri büyük insanların yurdu,
ve insanlığın doruğuna kucak açmış merhamet yumağı, O`nun evi burası!
En güzel, en hüzünlü, en acılı, en duygu yasanmış İslam burada. Bize o acıların mükâfatı olan meyvelerini yemek kalmış. Herkes kendi imanı ölçüsünde imtihan yaşıyor sanırım, öyle olduğu halde, tertemiz mescit, hazır su, emin belde, bunlar bile hakkiyle ibadet etmemizi sağlayamıyor. Zira asil huzur insanin taa derinliklerinde.
Çok mutluyum, her anin kıymetini bilmek istiyorum. Gerçekten buraya gelmiş olmamın üzerimde gözle görünür farkını yasamak istiyorum. Söz verdim sabredeceğim (görende erenlere karıştım sanır).
Mayıs ayındayız, ama sıcağı fark etmiyoruz bile. Resulullah`ın serinliği içimi kaplıyor. O kadar ulvi bir ortam ki burada her şey bana öyle mübarek geliyor ve öyle değerli geliyor. Sanırım Medine`yi sevmek de en güzel sünnetlerden biri. Ceddimiz Allah resulüne kucak açan bu şehre gerektiği önemi vermeye çalışmış, raylarına bile keçe döşemiş ki ses çıkarmasın, peygamberimizin ruhu rahatsız olmasın.
Bir Allah dostu şöyle demişti: Medine’de öyle bir ayrışma vardır ki iyi ile kötü, elmas ile kömür, ak ile karar hemen belli olur. Burada kotu olan hiç bir şey barınamaz. Gerçekten etrafınıza baktığınızda binlerce insanın içinden fışkıran güzellikleri göreceksiniz, yeter ki niyetiniz iyi olsun. Kuranları toplayan, yere dökülen zemzemleri silen hizmetlileri bile bu işleri yaparken çok mutlu görürsünüz. Yeryüzünde hizmet edilecek en güzel mescitte çalışırlar ve bunun farkındadırlar. Aslında burası farklı bir gezegen, hem de girer girmez kendinizi çok farklılaşmış bulacağınız bambaşka bir âlem. Dostluklar, arkadaşlıklar, farklı bir şuurla şekillenir, Kuran`ı sevenler beraber Kuran okurlar, bazen biri dinler biri okur bazen de sessizce gömülürler sayfaların içindeki tefekkürlere. Burada sadece ramazanda değil vesair günlerde özellikle de Pazartesi-Perşembe de oruç tutan olur. Bakarsınız akşam namazından önce orada burada minik sofralar bulunur ve hurmalar hazırlanır. Sofra dediysek o da buraya yaraşır bir şekilde olur, gayet mütevazı. Yani saltanatı bile sade ve elittir. En faydalı meyve hurma ve en aziz içecek zemzemle kupkuru boğazlar ıslanır. Tüm gün beklenen bu vakitte hele bir de Arap kahvesi varsa en güzel iftarlardan biridir. Dostu seven dostun sofrasında başka teferruata gerek yoktur.
Seneler önce bir İstanbul dergisinde okumuştum, deliler ve veliler. Eskiden her mahallede bakılan, hoş görülen, mutlaka kollanan deliler çoğu zaman o mahallenin rahmet kaynağıdır. Onların yüzü suyu hürmetine dualar kabul olunur, yaşlılar, çocuklar ve deliler –veliler-. Bize göre deli görünenler belki de velilerdir. Materyalist düzende tek düze yetiştirilmiş insanlar olduğumuz için bu farkı anlamak bize biraz karmaşık gelebilir. Bir mesafeden sonrasını göremeyen göz nasıl olur ki iç dünyalar arasındaki farkı görsün?
Medine de ikindi vaktini bekliyorken, bir teyze telaşla geldi. İlk önce ayakkabılıklardaki ayakkabıları boşalttı, orada oturan İranlı bir teyzeyi de neredeyse zorla kaldırdı. Ne olduğunu anlamaya çalışırken biraz güldük. Meğerse poşetini arıyormuş, herkesin poşetini karıştırdı. Oradan oraya koştururken bir yandan da bir şeyler söyleniyordu. Bilenler hemen koşturup yardım etmeye çalıştılar, elini öpenler, sarılanlar birçok kişi teyzemize yardım etmek istiyordu. Normal zamanlarda verilen tepkiler gibi değildi gördüklerimiz, herkes biraz kendi gibi biraz Medineli gibi davranıyordu. Yaşlı teyzem arkadaşları için yer ayırıyormuş –ne de olsa onun memleketi-, gördükçe yanına çağırıyor. Yanımıza davet ettik, biraz sohbet ettik. Çok ilginçti o İngilizce bilmiyordu biz de Arapça nasılsa anlaştık. Annem Türkçe nasılsın dedi o da elhamdülillah çok iyiyim dedi, ne kadar ilginç! Sonra bizde bu teyzeyle tanıştık, beraber iftar yaptık- oruçlu değildik ama-. Cimcime teyzem ve yer ayırdığı o güzel arkadaşları, essiz yüreklerinden en güzel duaları yaptılar ve minicik sofralarından kocaman bir cömertlik sundular bize. Çok güzel bir hatıraydı, inşallah nasipsiz çıkmadık.
Hep isterdim Allah dostları ile tanışmak, olmadı. Belki böyle insanlar geçti hayatımdan, ben habersizken. Ama biliyordum ki bu beklediğim insanlardan biriydi.
Bu umrede çok yoğun yaşadım, çok kişi tanıdım. Genelde ibadet amaçlı bir ziyaret olduğundan gördüğümüz insanlara ancak merhaba der geçerdik, bu defa halkamız genişledi, birçok arkadaşımız oldu. Bunlardan biri de sevgili şirin Ertan. Turumuzun en minik elemanı ve annesi çiğdem sağ olsun Medine-Mekke arasında bana yoldaş oldular. Ertancığım beni çok sevdiğinden neredeyse Mekke`de her anımız beraber geçti, bir de bizim mahallede oturuyormuş artık hep beraberiz.
Şimdilik bu kadar olsun hatıralarım, en kısa zamanda kavuşmak dileğiyle...
Recent Comments