Topu topu 24 saat bile kalmadım, nereden çıktı bu kadar gezilecek yer?
Az daha unutuyordum bir de Notre Dame katedrali var, hani su esmeralda ve kamburun aşkı. Mimarisi bildiğiniz gotik, yani iç karartıcı. Karanlık, gizemli ve Fransız!
En önemli ayrıntılardan biri gül pencereler. Bu pencereler bizim mimarimizi de etkilemiştir. Son dönem Osmanlı eserlerinde bu tip renkli camları çokça görmek mümkündür.
Çatıdaki gargoyleler (oluklarda biriken suyu dışarı atmaya yarayan heykellere verilen ad, inanışa göre bunlar gece yaratık olu gündüz taşlaşırlar)
Champs Elysees
Tam keyfim gelmiş, alışveriş moduna girmişim Champs Elysees`de, bembeyaz kıyafetimin üstüne kuşlar hopppp, hem de baştan aşağı. Neye yorsam şaşırdım, sokak ortasında böyle mahvolduğuma mı yoksa beyazların üstündeki lekelere mi? Cebimdeki Türk teknolojisi ile üretilen ıslak mendiller ile hemen sildim, leke kalmadı izlerde (reklamları dinlediniz).
Aslında anlıyorum biraz neden buraya koşuyor insanlar, müthiş bir sehir hayati var. Hayat var hem de romantik, yollar ağaçlı, evlerin pencere önlerinde minik çiçekler, bisikletle ulaşım kolaylığı, sokağa yayılmış kafeler, restoranlar, Nehir (içinden su gecen her kültür güzeldir), sonra eski binalar –içindeki ruhları sevmesem de-, efenime şöyleyim güzel tatlılar. Sonra magmaya uzanan o metro hattı beni hasta etti o başka, in in neredeyse arzın merkezine ulaşıyorsun hala bineceğin hattı bulamıyorsun!
Bu apartmanlara bayıldım, çok romantik. Bağdat caddesinde sahilde bazı binalarda da sarmaşık yaparlardı, ne güzel görünürdü